Ölüye telkin verilmesinin hikmeti nedir?

20
0
Paylaş

Değerli kardeşim,

Bir Müslüman kabrinde gömüldükten sonra orada, bir deve boğazlanıp paylaşılacak kadar bir zaman bekleyip Kur’ân okumak güzel görülmüştür. Genellikle Mülk, Vakıa, İhlâs ve Muavvizeteyn sûreleri, sonra Fatiha ile Bakara sûresinin başı okunur. Sevabı da, cenazenin ve diğer iman sahiblerinin ruhlarına bağışlanır. Ölünün bağışlanması için Yüce Allah’a dua edilir.

Cenaze toprağa gömülür gömülmez din kardeşlerinin hemen oradan dağılmaları uygun değildir. Cenazenin ruhu, onların bulunuşu ile alışkanlık kazanır, yöneltilecek sorulara hazırlanmış olur ve Yüce Allah’ın mağfiretini gözetlemiş bulunur.

Resulü Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), bir cenaze gömüldükten sonra hemen geri dönmezdi. Bir müddet mezarı başında durur ve cemaata karşı şöyle buyururdu:

Kardeşiniz için Yüce Allah’dan mağfiret isteyiniz ve kendisine sükûnet ihsan buyurmasını dileyiniz. O, şimdi sual görecektir.”(Ebu Davud, Cenaiz 69)

Mükellef çağına girip de gömülen bir Müslümanın mezarı başında “telkîn” verilmesi meşru görülmüştür. Şöyle ki; mezara gömüldükten hemen sonra, iyi hal sahibi bir kimse kalkıp ölünün yüzüne karşı durur. Ona hitaben: Ya falan; Yebne fülane! (Ya Osman! Ya Zeyneb’in oğlu, gibi) diye üç kez seslenir. Ölünün ve anasının adlarını bilmezse: “Yâ Abdellah; Yebne Havva!” denilir. Sonra da şöyle söylenir:

Ya Abdellah! Yebne Zeyneb; Üzkür ma künte aleyhi min şehadeti en lâ ilahe illallah ve enne Muhammeden Resûlüllah ve enne’l-cennete hakkun vennare hakkun ve ennelba’se hakkun ve ennessaete atiyyetün lâ reybe fîha ve ennellahe yebasü men fil kubûr. Ve enneke rezîta billahi Rabben ve bil-İslâmı dinen ve bi-Muhammedin (sallallahu aleyhi ve sellem) nebiyye’en ve bilkur’ani imamen ve bilkâbeti kıbleten ve bilmü’minine ihvana. Rabbiyellahu lâ ilâhe illâ hü. Aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbü’l-Arşi’l-azîm.”

Anlamı: “Ey Abdullah! Ey Zeyneb oğlu! Hayatında inandığın ve devam ettiğin şekilde: “Eşhedü en lâ İlâhe illallah ve enne Muhammeden Resûlüllah” şehadet kelimesini söyle. Şübhesiz cennet hakdır (mevcuttur). Cehennem hakdır, öldükten sonra dirilmek hakdır, kıyamet haktır; bunda şübhe yoktur. Yüce Allah kabirlerde olanları diriltip mahşer yerinde toplayacaktır. Sen hatırla ki, Allah’ın Rab olduğuna, dinin İslâm oluşuna, Muhammed Aleyhissalatü vesselamın peygamber olduğuna, Kur’ân’ın imam, Kabe’nin kıble ve mü’minlerin kardeş olduğuna razı bulunmuş idin.”

Üç kez de şöyle denilmesi âdet olmuştur:

Ya Abdellah! Kul lâ ilâhe illallah. Kul Rabbiyellahu ve diniyel-İslâmü ve nebiyyi Muhammedün. Aleyhi’s salâtü vesselam. Rabbi, lâ tezerhü ferden ve ente hayrül-varisin.”

Anlamı: “Ey Abdullah; De ki: Allah’ dan başka ilâh yoktur. De ki, Rabbim Allah’dır. Dinim İslâm’dır. Peygamberim Muhammed Aleyhisselâm’dır. Ya Rabbi! Bu ölüyü yalnız bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.”

Umulur ki, bu gibi okuyuşlar ve telkinler sebebiyle Yüce Allah ölüyü bağışlar ve kabir sualinin cevabını kolaylaştırır.

Hanefi fıkıh alimlerinin bir görüşüne göre, gömüldükten sonra telkîn yapılması ne emredilir, ne de yasaklanır.

Malikîlere göre, telkîn ölüm döşeğinde mendubdur. Gömüldükten sonra yapılması mekruhtur. Şafiîlerle Hanbelîlere göre telkîn yapılması müstahabdır.

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Ayrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin 🙂

Paylaş

Bir yorum yaz