Müdârâ Nedir, Hangi Konularda Uygulanabilir?

Paylaş

Müdârâ, bir kimsenin şerrinden korktuğu birine karşı, aşırıya kaçmadan iltifat etmesi, insanlarla iyi geçinmeye çalışma anlamında ahlâk terimidir.

Sözlükte “kandırmak, aldatmak” anlamındaki dery kökünden türeyen mudara kelimesi “hoşgörülü olma, insanla geçinme” mânasına gelir. Terim olarak taşkın hareketleriyle huzursuzluğa yol açandan endişe edilen veya aşırı alıngan kişilere karşı nazik davranarak kötülüğünü önlemeyi yahut gönlünü almayı çabalayan davranışları ifade eder (bk. Arab, “dry” md.; Tâcü’l-‘arûs, “dry “İbn Hacer, XXII, 330; Ahmed Rifat, 321).

İbn Battal el-Kurtubî, asıl hedefinin ülfet olduğunu ve farklı ka­rakterdeki insanlara karakterlerine uygun biçimde davranmayı gerektirdiğini belir­tir (Şerhu Sahîhi’l-Buhâri, VII, 294-295). İbn Hacer el-Askalânî de müdârâyı “bilgi­siz kişiyi eğitmek, günahkârı kötü fiilin­den vazgeçirmek gibi faaliyetlerde bulu­nurken muhataba karşı yumuşak davran­mak” şeklinde tanımlamıştır (Fethu’l-bâri, XXII, 330). Kaynaklarda, müdârânın bir za­rarın önlenmesi veya bir hayrın gerçekleş­mesi gibi Allah rızâsına uygun amaçlara dayandığına dikkat çekilmiştir. Böyle bir ga­ye taşımayan, çıkar sağlama ve mevki ka­zanma gibi sebeplerle insanlara hoş görünmeye “müdâhene” denilir. Ve bu­nun haram olduğu belirtilmektedir (bk, Müdâhene).

Müdara Kur’ân-ı Kerim’de veya Hadîs-i Şeriflerde Geçer mi?

Müdârâ kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de geç­memekte, bazı hadis mecmualarında Hz. Peygamber (sav)’in konuyla ilgili tavsiyeleri yer almaktadır. Buhârî, “İnsanlara Müdârâ” başlıklı babın içinde müdârâ kelimesi geçmemekle birlikte konuya dair olan hadislere yer vermiş, ayrıca ashaptan Ebü’d-Derdâ’nın muhtemelen müşriklerin ve münafıkların ileri gelenlerini kastede­rek söylediği, “Biz bazı kimselere karşı içi­miz öfke dolu olduğu halde güler yüzlü ol­maya çalışırdık” anlamındaki sözünü nakletmiştir. Burada geçen bir hadiseye göre Resûlullah kendisini ziyaret etmek isteyen bir kimsenin gıyabında, “O adam kabilesi içinde çok kötü biridir ama bırakın gelsin” demiş. Adam huzuruna geldiğinde onu sı­cak karşılamıştır. Daha sonra bu tutumunun sebebini soran Hz. Âişe’ye, onu kendi hu­zurunda yüz bulamamış insan durumuna düşürüp kıyamet gününde Allah’ın huzu­runda daha da kötü bir hale gelmesini is­temediği için böyle davrandığını söylemiş­tir. Bu hadis müdârânın meşru ve mendup olduğuna dair en önemli delil sayıl­mıştır. Yine hadis mecmualarında “Resûlullah’ın, kadınların psikolojik özellikleri dik­kate alınarak onlara karşı nazik davranılması yönündeki öğütleri yer almaktadır.” (Dârimî, “Nikâh”, 35; Buhârî, “Nikâh”, 79; Tirmizî, “Talâk”, 12).

Bazı kaynaklarda Hz. Peygamber (sav)’in, “Farz namazla emrolunduğum gibi insan­lara müdârâ etmekle de emrolundum” dediği (Şîrûye b. Şehredâr ed-Deylemî, I, 76) aklın başta gelen gereğinin Allah’a imandan sonra insanlara müdârâ etmek olduğunu söylediği (Beyhaki, VI, 343) in­sanlara müdârâ etmenin sadaka yerine geçeceğini belirttiği (Beyhaki, VI, 344) yö­nünde yer alan rivayetlerin sıhhati şüphe­li kabul edilmişse de (Aclûnî, I, 228, 507-508; II, 280; İbn Ebü’d-Dünyâ, s. 23-25 Naşirin dipnotları) bu tür sözler, Kur’an’ın ve sahih hadislerin genel öğretisine uygun olması yanında tarih boyunca İslâm top­lumlarının hâkim karakteri haline gelmiş olan hoşgörünün ilkelerini içermesi bakı­mından da önem taşımaktadır. İbn Ebü’d-Dünyâ’nın bu tür rivayetleri topladığı Müdârâtü’n-nâs adlı eserinde çe­şitli başlıklar altında 186 hadis ve haber yer almaktadır.

Tasavvufta Müdara’nın Yeri Nedir?

Tasavvuf literatüründe ahlâk terbiyesi bakımından büyük değer verilen müdârâ konusu genellikle uhuvvet, sohbet, sabır, ülfet gibi kavramlar çerçevesinde ele alı­nmıştır. İnsanlara karşı güler yüzlü, tatlı dil­li ve hoşgörülü olmanın, onlardan gelebi­lecek sıkıntılara katlanmanın önemi üze­rinde durulmuştur. Hz. Peygamber (sav)’in müdârâsından bazı örnekler nakleden Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin kaydettiğine gö­re aile, çocuklar, komşular, dostlar ve bü­tün insanlara karşı müdârâ göstermek sûfıyyenin anlayışındandır. Kişinin gerçek ka­rakteri sıkıntılara katlanma derecesiyle or­taya çıkar. İnsanın aklının güçlü, ilminin ve hilminin zengin olduğunu müdârâdan da­ha iyi gösterecek bir erdem yoktur. Çün­kü bu erdem sayesinde nefsin bencilliği kırılır, nefret duygusu yatıştırılır (Avari-fü’l-ma’ârif, V, 136-137, 139). Öte yandan sûfîlere göre bir kimsenin kendisiyle iyi geçinebilmeleri için insanları zahmete sok­ması tasavvufî ahlâkla bağdaşmaz (Hücvîrî, II, 583; Şehâbeddin es-Sühreverdî, V, 214).

İbn Kuteybe’nin Uyûnü’l-ahbâr ve İbn Abdülber en-Nemerinin Behcetü’l-mecâlis’ı gibi edebî-ahlâkî mahiyetteki eserlerde insanlara müdârâ etmenin toplumsal iliş­kiler açısından getireceği faydalara dair hadislerden ve sahabe sözlerinden başla­yarak hakimane sözler ve şiirler derlen­miştir. Şiî literatüründe de Hz. Ali (ra)’e mü­dârâ konusunda hikmetli sözler isnat edil­miştir (Hâdîel-Müderrisî, s. 446-448).

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Ayrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin.

Bazı Merak Edilen Sorular:

KABİR HAYATINDA KÂFİRLERİN HALİ NASIL?

KABİR NASIL HEM CENNET BAHÇESİ HEM CEHENNEM KUYUSU OLABİLİR?

HAYIZLI KADININ KABİR ZİYARETİ YAPMASI GÜNAH MIDIR?

BİZLER ÖLDÜKTEN SONRA, KABİR HAYATI NASIL OLACAK VE BİZLER KABİRDE NELERLE KARŞILAŞACAĞIZ?

KABİR AZABININ YA DA NİMETLERİNİN SEBEPLERİ NELERDİR? KABİR AZABI ÇEKMEYECEK OLANLAR KİMLERDİR?

Paylaş

Bir yorum yaz