İsra suresi 73. ve 75. ayetler arasında, Allah neden peygamber efendimizi şiddetli bir şekilde uyarmıştır? peygamber efendimiz küfre mi meyletmiştir?

Paylaş

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Az kalsın, seni bile sana vahyettiğimizden başka bir şeyi uydurup, bize mal etmen için akılları sıra kandıracak ve ancak o takdirde seni dost edineceklerdi.

Eğer sana sebat vermeseydik, nerdeyse azıcık da olsa onlara meyledecektin.

O takdirde de hem hayatın hem de ölümün acısını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.” (İsra, 17/73-75)

Bu ayetlerin nüzul sebebi olarak iki olay nakledilir.

Birincisi: Müşrikler, Hz. Peygamber (asm)’in Kabe’yi tavaf edip Haceru’l-Esvedi selamlamasına izin vermemişler, izin vermelerini onun da kendi ilahları olan putlarına karşı (deyiş yerindeyse) bir defa olsun saygı duruşunda bulunması / onlara selam vermesi şartına bağlamışlardır. Hz. Peygamber (asm) içinden çok sevdiği Haceru’l-Esved’i selamlamak için -kalbinden tiksindiği halde, görünürde müşriklerin putlarına bir defa- yakınlık göstermesinin uygun olacağını düşünmüştü. Bunun üzerine bu ayetler indirilmiş ve onun böyle bir düşünce içerisine girmesinin doğru olmadığına vurgu yapılmıştır.

İkincisi: Taif’teki Sakif kabilesi, Hz. Peygambere (asm) şu teklifte bulunmuş ve: “Bize bir sene mühlet ver; ilahlarımız / putlarımız için alacağımız kurbanları alalım, bunları aldıktan sonra iman eder ve putları da kırıp dökeriz.” demişler. Hz. Peygamber (asm) de içinde onlara böyle bir mühleti vermeyi düşünmüş ve bu ayetle uyarılmıştır. (bk. Taberi, Maverdi, Razî, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bu ayetleri ileri sürerek peygamberlerin büyük günah işleyebileceklerini iddia edenlere şu cevap verilmiştir:

– Burada, “kâde” (neredeyse / az kalsın) kelimesi kullanılmıştır. Bu kelimeden günahın vuku bulduğu değil, vuku bulmaya yakın bir zeminin oluştuğu anlaşılır. Niyet planında kalmış, belki de azim edilmeden yalnız bir hayal kurulmuş bir şeyin günah olmadığı bilinmektedir.

– Burada, kullanılan “levla” (eğer, şayet) anlamına gelir. Ayette geçen ilgili ifadenin meali şöyledir: “Eğer sana sebat vermeseydik” (neredeyse azıcık da olsa onlara meyledecektin). Bu ifadeden açıkça anlaşılan şudur: “Biz sana sebat vermeseydik, onların tekliflerine meyledecektin..”; “Fakat biz sana sebat verdiğimiz için onların oyunlarına gelmedin…” Bunda anormal bir şey yoktur. Her konuda olduğu gibi, peygamberleri günahlardan koruma konusunda da Allah’ın yardım ve inayeti esastır.

– Burada, “O takdirde de hem hayatın, hem de ölümün acısını sana kat kat tattırırdık.” mealindeki ifadenin kullanılması da bir suçun gerçekten işlendiğini göstermez. Bilakis, Hz. Peygamber (asm)’in peygamberlik konusunda hiçbir yanlışının olmadığını gösterir. Çünkü Allah’ın kontrolünde ve himayesindedir. Ufak bir yanlışı olsa, hemen düzeltilir. Niyet planında ise uyarılır. (krş. Razi, ilgili ayetlerin tefsiri)

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Ayrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin 🙂

Paylaş

Bir yorum yaz