İncil’de geçen “Faraklit” kimdir? Bazıları, Hz. Muhammed’e (asm) işaret etmediğini iddia ediyor. Bunun hakikati nedir?

Paylaş

İlgili ayette geçen kişiye en başta “şeytan” dediler. Daha sonra mantıksız olduğu anlaşılınca “kutsal ruh” diyerek yorumladılar. Ama bunların hepsi sonuçta birer yorumdur, biz, burada en mantıklı olan yorumu kabul ederiz. İncil’de geçen diğer ayetleri de değerlendirdiğimiz zaman, bu kişinin Peygamber Efendimiz (asm) olduğu açık bir şekilde anlaşılıyor.

Yunanca Paraklêtos kelimesi, en basit anlamıyla “yardımcı” demektir. Yine Yunanca bir kelime olan Periklutos ise “övülmüş” (İngilizce: praised one) anlamına gelmektedir. İslam Peygamberi Muhammed (asm)’in isimlerinden biri olan Ahmed de “övülmüş” anlamına gelmektedir. Bu nedenle bazı İslam alimlerince Parakletos sözcüğünün Periklutos ile aynı sözcüktür ve Ahmed ile anlam olarak örtüşmektedir (bk. a.g.e; ayrıca bk. Alusî, XXVIII/86-88;  Elmalılı Hamdi Yazır, VIII/12-17).

Elmalılı Hamdi Yazır, Fatih kütüphanesinde bu mesele ile ilgili bir eser gördüğünü, orada bir papazın İncillerdeki “Faraklit” müjdelerinin, Kur’an’ın bu âyetinde haber verilen “Benden sonra gelecek Ahmed isminde bir peygamberi müjdeleyeci olarak…” şeklindeki müjdesi olduğuna kanaat getirerek Müslüman olduğunu ve bu hususa dair bir risale yazdığını belirten ifadelere rastladığını söylemiştir. (bk. Yazır, , VIII /16).

Yuhanna İncil’inden bir âyet:

“Mesih: ‘Ben, benim ve sizin Rabb’inize gidiyorum. Ta ki size Tevil’i getirecek olan Faraklit’i göndersin’ dedi.”

Faraklit, hakkın ruhu, hak ile bâtılı birbirinden tamamen ayıran mânâlarına gelir. Evet Allah Resûlü (asm), hakkın ruhudur. Çünkü ölü kalbler ancak O’nun (asm) getirdiği hak ile hayat bulmuştur. O insanların hidayete ermesi için kendini feda edercesine bir mücadele vermiştir ki; hak ile bâtılın birbirinden ayrılması, ancak böyle bir mücâdele ve mücâhede sonucu vuku bulmuştur. İşte Hz. Mesih’in haber verdiği bir Faraklit gelmiştir. O da Allah’ın (cc) son elçisi İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed (asm)’dir.

Yuhanna İncili bab: 14. âyet 15 ve 16 da şöyle deniyor:

“Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi tutarsınız. Ben Rabb’e yalvaracağım ve O size başka bir tesellici, hakikat ruhunu (Faraklit) verecektir; tâ ki daima sizinle beraber olsun.”

Şimdi de sırasıyla şu âyetlere bakalım:

“Faraklit, öyle bir Ruhu’l-Kudüs’tür ki, Rabb O’nu benim ismimle (yani peygamber olarak) gönderecektir. O size her şeyi öğretecek ve benim size söylediklerimi de tekrar hatırlatacaktır.”(Yuhanna, Bab: 14, Âyet 26).

“Faraklit geldiğinde benim için şahitlik edecektir ve siz de bana şahitlik edersiniz.” (Yuhanna, Bab: 15, Âyet, 26-27).

“Faraklit geldiğinde bütün âlemi, hataları sebebiyle kınar ve onları terbiye eder.” (Yuhanna, Bab: 16, Âyet, 8).

“Bununla beraber ben size hakikati söylüyorum; benim gitmem sizin için hayırlıdır, çünkü, gitmezsem, Tesellici size gelmez; fakat gidersem, onu size gönderirim. Ve o geldiği zaman, günah için, salâh için, ve hüküm için dünyayı ilzam edecektir. Günah için; çünkü bana iman etmezler. Salah için; çünkü Babama gidiyorum, ve artık beni göremezsiniz. Ve hüküm için; çünkü bu dünyanın reisinde hükmedilmiştir. Size söyleyecek daha çok şeylerim var; fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o, hakikat Ruhu, gelince, size her hakikate yol gösterecek; zira kendiliğinden söylemeyecektir; fakat her ne işitirse söyleyecek; ve gelecek şeyleri size bildirecektir.” (Yuhanna, 16/7-13).

Yuhanna’nın bu ayetlerinde “Faraklit/Paraklit” kelimesi, “Tesellici, Hakikat Ruhu ve Ruhü’l-Kudüs” olarak tercüme edilmiştir. Bu son ayetler Necm Suresi’nin üçüncü ve dördüncü ayetleriyle tamamen örtüşmektedir:

“O, kendi  arzusuna göre  konuşmaz. Onun konuşması, (Allah tarafından) kendisine vahiy edilen bir vahiyden başka bir şey değildir.” (Necm Sûresi 3-4. ayetler)

Yuhanna Arapça tercümesinde de Türkçedeki ifadelerin aynısı kullanılmıştır.(bk. İncilu Yuhanna,  el-Eshahu’r-rabi aşer: 16, 26;  el-Eshahu”-hamis aşer: 26;  el-Eshahu’s-sadis aşer: 7-8).

Ayrıca, Bediüzzaman Said Nursi de Hz. İsa (as)’ın bu müjdesine dikkat çekmekte ve diğer peygamberlerden daha çok Hz. Muhammed (asm) ile ilgilenmesinin, diğer bazı peygamberlerin Hz. Muhammed (asm)’le ilgili olarak normal bir takım haberler vermelerine karşılık, Hz. İsa (as)’ın çok kuvvetli bir tarzda “Müjde” şeklinde ondan (asm) söz etmesinin hikmetini -mealeln- şöyle açıklamaktadır:

“Her şeyden önce, Hz. Muhammed (a.s), Hz. İsa (a.s)’yı, Yahudilerin dehşet verici tekzip ve iftiralarından, onun dinini müthiş tahrifattan kurtarmıştır. Bununla beraber, Hz. İsa (a.s)’yı peygamber olarak tanımayan İsrailoğullarının bir takım zorlukları ihtiva eden şeriatlerine karşılık, Hz. Muhammed (asm)’in getirdiği şeriatın hükümleri kolay, evrensel ve Hz. İsa (a.s)’nın getirdiği şeriatın prensiplerini de tamamlayacak mahiyettedir. İşte bu sebepledir ki, O çok defa “Alemin reisi geliyor” diye müjde vermiştir.” (bk. Nursi, Mektubat, 171).

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Ayrıca, bu konudaki videolarımızı da izlerseniz mesele daha net anlaşılacaktır. 

Paylaş

Bir yorum yaz