Hadislere ne gerek var, Kur’an yeterli değil mi?

Paylaş

Değerli kardeşimiz,

İslâm tarihinde çözülmelerin yaşandığı ve Kur’ân ruhundan uzaklaşıldıgı zamanlar âlimler çıkış yolunu Sünnetin içinde aramışlar ve orada da bulmuşlardır. Çünkü Kur’ân’ı en iyi anlatan şüphesiz Peygamber (asm)’dir.

İslâm âlimlerinin hepsi, Kur’ân’ı açıklamada Peygamber (a.s.m.) sünnetini birinci kaynak olarak görmüşlerdir. Bunun dayandığı bir gerçek var mı?

Evet, peygamberlik görevi sadece Kur’ân’ı getirmekle bitmez; onu açıklamak, izah etmek ve nasıl tatbik edileceğini göstermek, onun görev sınırları içindedir…

– Sünnet Nedir?

Sünnet: Peygamberimiz (asm)’in yaptığı, konuştuğu, hâl ve hareketlerinin tamamına sünnet diyoruz. Öyleyse hayatı boyunca yaptığı her şeye sünnet diyebiliriz.

Fıkıh kitapların da geçen sünnet kelimesi ise, daha çok “yaparsak sevabı var, yapmazsak günahı yok” manasına geliyor. Mesela, yemeği sağ elle yemek, dişleri temizlemek, ayakta yemek yememek gibi.

Ancak sünnet kelimesini geniş anlamıyla aldığımızda Peygamber Efendimiz (asm)’in yaptığı her şeyi içine alır. Bu durumda, Allah’ın istekleri ve yasakları da sünnetin içinde yer alır. Mesela, Peygamberimiz namaz kılmış mı? Evet. Öyleyse namaz kılmak da bir sünnettir.

Şu hâlde sünneti bölümlere ayırmak gerekecektir:

– Farz olan sünnetler: Allah’ın mutlaka yapmamızı veya terk etmemizi istediği her şeydir. Allah’ın emir ve yasaklarını en iyi şekilde uygulayıp örnek olan Peygamberimiz (asm)’dir. Biz de ona uymak suretiyle en üst seviyede Peygamberimize uymuş oluruz. Namaz kılmak, oruç tutmak, zina etmemek, haram yememek gibi…

– Vacip olan sünnetler: Dinimizin vacipleri. Mesela gece namazını üç rekat olarak kılmak vaciptir.

– Nafile olan sünnetler: İbadetleri yaparken farz ve vaciplerin dışındaki yaptığımız şeylerdir. Mesela, namaz kılarken Kur’an’dan bazı sûreleri okumak farz, ama Sübhaneke duasını okumak nafiledir.

– Adab olan sünnetler: Bunlara da edeb diyoruz.Yemek yerken, yatarken, camiye, tuvalete girip çıkarken vb. günlük işlerimizi yaparken Peygamberimiz (asm)’e uyarsak, o işi adabına uygun yapmış oluruz. Bunlara uymayan ise günah işlemiş olmaz.

Demek ki sünneti farz, vacip, nafile ve adap diye ayırabiliriz. Sünnetin en yükseği ve en faziletlisi bu sıraya göredir.

Bunu bir insanın vücudu gibi düşünebiliriz. İnsanın yaşaması için gerekli organları vardır. Beyin, kalp, kafa vs… İşte iman etmemiz gereken esaslarda ruhumuzun beyni, kalbi gibidir.

Vücudumuzun gözü, kulağı, eli, ayağı vs. duyu organları vardır. Farzlar da bunun gibidir. Ruhumuzun gözü, kulağı, eli, ayağıdır. Farzları yapmayan elsiz, ayaksız, gözsüz, kulaksız bir insan gibi eksiktir.

Vücudumuz da bir de parmak, kaş, saç gibi güzellikler ve süsler vardır. Bunlar olmasa da yaşarız. Ama olduğu zaman daha mükemmel insan oluruz. Bunun gibi sünnetin nafile ve adab kısımları da ruhumuzun süsü ve güzelliğidir. Yapsak çok sevabı var, yapmasak günahı yok.

Özetlersek, farz ve vacip kısımlar mutlaka yapılması gereken sünnetlerdir. Nafile ve adap kısımlar ise yaparsak çok sevabı var.

Haramların durumu ise vücudunuzu AIDS, zehir ve ateş gibi öldürücü şeylerden koruduğumuz gibi, ruhumuzu da öldürücü ve zehirleyici haramlardan korumamız gerekir.

Kaynak: Sorularla İslamiyet

EtiketlerhadisKuran
Paylaş

Bir yorum yaz