Eşcinsellik Neden Yasak?

Paylaş
Eşcinsellik Neden Yasak?

Eşcinsellik toplum tarafından kabullenilmeyen ve normal dışı bir unsur olarak değerlendirilen eşcinsellik sapkınlığı kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabilir.
Öncelikle ifade edelim ki, Allah’ın hükmüne uymak adalet, onun hükmüne aykırı hareket etmek ise zulümdür.

Örneğin, gözümüzü Allah’ın yarattığı istikamette görmek için kullanırsak huzur ve saadet buluruz. Ancak gözümüzü aksi istikamette mesela çorbanın tuzuna bakmada kullanırsak, yanlış yerde kullanmaktan dolayı hem o göze zulmetmiş oluruz ve hem de cezasını peşin çekeriz.

Aynen bunun gibi, cinsellik de Allah’ın kullarına ikram ettiği bir nimettir. Bunun kullanım alanıysa evlenmeleri helal olan erkek ve kadının nikahlanması, helal yoldan cinsel ilişkiye girmesidir.

Demek ki, cinselliği helal yolda kullanmak adalettir, haramda kullanmak ise cinselliğe zulümdür. Bu zulmü yapan kişi elbette onun cezasını hem dünyada hem ahirette çekecektir.

Yüce Allah, insanı erkek ve dişi olarak yarattığı gibi biyolojik kimlikle cinsel kimliklerini uyumlu yaratmıştır. Bunun sonucu olarak erkeği kadına; kadını erkeğe meyilli kılmış, hayatın devamını buna dayandırmıştır.

Biyolojik cinsiyetinde bir kusuru olmayanların hemcinsine cinsel yakınlık ve arzu duymasının tıbbi ve psikolojik açıdan araştırılması gerekir.

Kur’an’ı Kerimde Eşcinsellik Nasıl Anlatılmaktadır?

Kuran’ı Kerim’de meşru yollarla cinsel tatmini bırakarak toplum olarak eşcinsellik sapkınlığına sapan Lut kavmi ve akıbetinden haber verilmiştir. Onların bu tavrı, haddi aşmak olarak nitelendirilmiştir.

Onların bu sapkınlıklarında ısrar etmeleri, tavsiyelere ve uyarılara karşı aynı şekilde azgınlıkla cevap verip aşırılıklarını daha da artırmaları onların ağır ve ibretlik bir şekilde helak edilmelerine sebep olmuştur. (Şuara, 26/166)

Sonuç olarak, İslam’a göre, eşcinsellik ve benzeri yönelimler, insanın fıtratına aykırı ve haddi/sınırı aşmak olarak nitelendirilmiş ve her türlü gayr-i meşru ilişkilerin büyük günahlardan olduğu bildirilmiştir.

Bu tür bir ilişki hem sosyolojik hem psikolojik hem sağlık hem de fıtrat açısından uygun değildir. Çünkü evliliğin amaçlarından biri de neslin çoğalmasıdır. Aynı cins kimselerin bu tür bir hayat yaşamaları nesilleri de ortadan kaldıracaktır.

Dolayısıyla Allah’ın evrende ortaya koyduğu “sünnetullah/ilahi düzen” çerçevesinde erkeğin kadınla evliliği meşru görülmüştür.

Bu Kısa Bilgiyi Daha Detaylı Anlatır mısınız?

Kuran-ı Kerîm’de livata kelimesi geçmemekle birlikte “aşırı derecede çirkin davranış, açık hayasızlık ve sapkınlık” anlamındaki fâhişe ve fahşa kelimeleri livata fiilini kapsayan geniş bir içerikle yirmi dört yerde geçer. Zina, livata, sevicilik gibi iffetsizlikler şiddetle kınanır, yol açacağı dinî ve hukukî sorumluluklara işaret edilir. (bk. M. F. Abdülbaki, el-Mucem, “fḥş” md.)

Cinsî ihtiyaçların tabii ve meşru çerçevede karşılanması, fıtrat ve iffetin korunması, insanlık onurunu zedeleyen her türlü cinsî azgınlık ve sapıklıktan uzak durulması Kuran’ın temel mesajlarından biridir. Kuran’da, Lut kavminin livatanın yaygınlık kazandığı ilk toplum olduğuna atıfla onların, bu çirkin fiili işlemeleri ve peygamberleri Hz. Lut’un kendilerini bu işten alıkoymaya yönelik uyarı ve öğütlerine kulak vermeyişleri sebebiyle helâk edildiği anlatılır. (Araf 7/80-84; Hûd 11/78-83; Enbiya 21/74; Şuara 26/161-175; Neml 27/54; Ankebut 29/28-35)

Hz. Peygambere Göre Bu Konu Nasıl Anlatılır?

Hz. Peygamber’in hadislerinde de livata kınanmış ve bu fiili işleyen kimseye Allah’ın rahmet nazarıyla bakmayacağı bildirilmiştir. Livata yapanların lanetlendiği ifade edilmiştir. (Müsned, 1/317)

Resûl-i Ekrem ayrıca;
– “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey Lut kavminin davranışıdır” demiş (İbn Mâce, Ḥudud, 12)
– ve erkeğin eşiyle anal ilişkide bulunmasını “küçük livata” şeklinde nitelendirerek yasaklamıştır (İbn Mace, Nikâḥ, 29)

Bir başka hadiste de hemcinsleriyle ilişkide bulunan kadınlar ve erkekler zina yapan kişiler olarak ifade edilmiştir (Şevkânî, Neylü’l-evtar, 7/131)

İslam Dinine Göre Cinsellik?

İslam dini, cinselliği tabii bir vakıa olarak kabul edip cinsel ihtiyaçların makul ve helal yollarla giderilmesine imkan vermiş, ancak cinselliğin insanlık onur ve değerini ihlal edecek biçimde kontrolsüz kullanımını önleyici bazı sınırlamalar getirmiştir.

Evliliğin teşvik edilip aile hayatını ve kurumunu korumaya yönelik tedbirlerin alınması, iffetin ve neslin korunmasının dinin temel gayeleri arasında gösterilmesi, cinsel sağlık ve ahlâk eğitimine önem verilmesi, müstehcenlik, fuhuş ve zina ile mücadele edilmesi böyle bir anlam taşır.

Bunun için Kuran ve Sünnette cinsî hayata ilişkin olarak birçok ayrıntılı düzenleme ve hüküm yer almıştır. Bunlardan biri de livatanın İslâm’da şiddetle kınanıp büyük günahlardan sayılması olmuştur.

İslam literatüründe konu ferdî ve içtimaî ahlak, cinsiyet ahlakı ve eğitimi gibi açılardan ele alınıp fert ve toplumların böyle bir sapkınlıktan korunması, fertlerin bu tür davranış ve eğilimlerini önleyici ve tedavi edici tedbirlerin alınması üzerinde durulmuştur. Fıkıh literatüründeyse daha çok hukukî açıdan bu gruba giren fiillerin suç teşkil etmesinin şartları ve bu fiili işleyenlere uygulanacak ceza yönüyle incelenmiştir.

İslam hukukçularının çoğunluğu, Kuran’da hem zinanın hem livatanın açık hayasızlık ve çirkin davranış (fahişe) olarak nitelendirilmesini dikkate alarak livatayı zinaya kıyas etmiş. Bu fiilin zina olarak adlandırılabileceğini ve zina ile aynı hükümleri taşıdığını belirtmiştir.

Livatanın gerek din ve ahlak gerekse hukuk düzeni açısından günah, çirkin ve suç teşkil eden bir fiil olmasının yanı sıra tıp otoriteleri de anal ilişkinin zedelenmeye ve yaralara yol açtığını, özellikle AIDS hastalığını meydana getiren virüsün eşcinsel ilişkiler yoluyla açılan yaralardan kolayca girmek suretiyle hızlıca ürediğini ifade etmektedir.

Eşcinsellik, modern refah toplumlarında çeşitli sebeplerle belli bir yaygınlaşma eğilimi gösterip bireysel özgürlük kapsamında telakki edilerek sınırlı ölçüde hukuken korunsa ve tabii karşılansa bile, dinî ve ahlaki öğretilerin yanı sıra günümüzde insanlığın ortak sağduyusu ve kamuoyu onu insanî değerlere ve insan haysiyetine aykırı çirkin bir davranış olarak görmeye devam etmekte, onunla mücadelede en etkili çare olarak da karşı cinsler arası tabii ve helal ilişki önerilmektedir.

Eşcinsellik Nasıl Önlenir?

Eşcinsellik eğilim ve davranışı biyolojik, psikolojik bozukluğun ürünü olması durumundaysa tedavi edilmesi gereken hastalık sayılmaktadır.

Kuran’da Lut kavminin çirkin davranışlarının onları büyük bir felâkete sürüklediği belirtilerek şiddetle kınanması, Hz. Peygamber’in hadislerinde livata ve sevicilik gibi çirkin fiilleri işleyen kimseler hakkında kullanılan ağır ifadelerdir. İslami öğretide eşcinselliğin fıtrata ve insanlık onuruna aykırı bir davranış olduğunun ısrarla vurgulanmasıdır. Zinaya denk bir suç olarak görülüp cezaî müeyyidelerle önlenmeye çalışılmasıdır. İslam toplumlarında bu konuda ortak bir bilinç oluşturmuştur. Bu tür fiillerin toplumda yaygınlaşmasını önlemiş veya en alt düzeyde kalmasını sağlamıştır

Kaynak :Sorularla İslamiyet

Ayrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin

Bazı Merak Edilen Sorular:

HAYVANLARDA EŞCİNSELLİK NORMAL MİDİR?

LGBT SAYGI DUYULMALI MI? EŞCİNSEL DOĞANIN SUÇU NE?
CİNSEL ÜRÜNLER ALMAK DOĞRU BİR ŞEY Mİ?

EŞCİNSEL OLMAK GÜNAH MI? EŞCİNSEL BİRİ İLE EVLENİP AİLE KURMAK DEĞİL DE SADECE “EŞCİNSEL OLMAK” GÜNAH MI? SADECE BU DUYGULARI TAŞIMAK BİZİ SORUMLU TUTUP GÜNAHKAR YAPAR MI?
ERKEK VE KADINLAR BERABER DERS ÇALIŞABİLİR Mİ?

Paylaş

Bir yorum yaz