Duanın önemi nedir?

44
0
Paylaş

Değerli kardeşim,

Dua Arapça bir kelime olup çağırmak, birisine mesaj vermek, onunla irtibat kurmakmanalarına gelir. Özel kullanımı esas alındığında ise, kulun Allah’a yalvarması, halini arzetmesi, içini dökmesi, ihtiyaçlarını dile getirmesidemektir.

Dua günümüzde sadece beş vakit namazın veya belli bir kısım ibadetlerin sonuna sıkıştırılarak küçültülmüştür. Öncelikle dua, imanın en önemli göstergelerinden birisidir. Duâ, Allah ile kul arasında kuvvetli bir bağdır. Başka bir ifade ile, kulun düşüncesinin Rabb’e arz edilmesi şeklidir duâ. Kul erişemeyeceği ve iktidarıyla elde edemeyeceği her şeyini, mutlak iktidar sahibi olan Kadîr-i Mutlak’tan ister; işte bu isteğin adıdır duâ. O, helezonlar hâlinde kuldan Rabb’e yücelen tatlı bir nağmedir…

Duâ imanın en berrak bir göstergesi olduğu gibi aynı zamanda kulluktur, ibadettir. Hatta Peygamber Efendimizin (asm) beyanıyla ibadetin özüdür o. Duâ Rabb’e dönüş ve yönelişin adıdır. Yine duâ, kuldan Rabb’e yükselen kulluk nişanı, Rab’den kula inen rahmet simgesidir. Daha doğrusu o, Allah’la kul arasında olan münasebetin tam odak noktasıdır. Kulluktan bahsedilen bir yerde, duâdan bahsetmemek mümkün değildir.

Dua kulluğun simgesi ve başlı başına bir ibadet olduğuna göre sadece insana has bir olgu değildir. Bu yönüyle kainattaki bütün mahlukat onunla ilgilidir. Toprağın bağrına atılan bir tohum, çatlamak, başını topraktan çıkarmak ve güneşe doğru filizlenmek için dua eder. Ama biz onun dilini anlamayız. Yumurtaları üzerinde yatan kuş, yavruları için dua eder. Ama kendi lisanında. Ağaçlar, mevsimi geldiğinde meyve vermek için dua ederler. Ama insan bunun farkında değildir.

İşte müminin kainata bakışı budur. Kur’an-ı Kerim’de buyrulur ki

“Kainatta hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah’ı tesbih etmesin, Onu anmasın, Ona dua etmesin. Fakat siz onların bu tesbihlerini, zikirlerini, dualarını anlamazsınız.”

Yine Kur’an’da Allah korkusundan yarılan, dağlardan yuvarlanan taşlardan bahsedilir. Gök gürültüsünün hamd ile Allah’ı tesbih ettiğinden bahsedilir. Peygamber Efendimiz (asm)

Bu dağ Uhud’dur. O bizi sever biz de onu severiz.”

buyurur. Yine Peygamberimiz (asm) hayvanların kendi dillerince Allah’ı andığını söyler. Evet Allah’tan korkan taşlar, insanları seven dağlar, Allah’ı zikreden canlı veya cansız mahluklar. Müminin kainata bakışı budur. Biz bu mahlukatın dillerini anlasaydık fırtınalı denizin “Ya Celil, Ya Celil” diye zikrettiğini duyacaktık. Dillerini anlasaydık, kedilerin “Ya Rahim, Ya Rahim” diye dua ettiğini işitecektik. Yani sözün kısası sadece insanlar dua etmez. Bütün mevcudat, bütün varlık kendi dilinde dua eder.

Kaynak : Sorularla İslamiyet

Ayrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin 🙂

Bazı Merak Edilen Sorular:

DUANIN KABUL OLUP OLMAYACAĞI HAKKINDA İŞARETLER VAR MI? NASIL ANLARIZ?

DUA EDERKEN ALLAH’TAN NELER İSTENEBİLİR?

DUALARIN KABUL OLMASI İÇİN NASIL YAPMAK GEREKİR?

”YAĞMUR YAĞARKEN YAPILAN DUA RED OLUNMAZ” DİYE BİR HADİS VAR MIDIR?

GECELERİ HANGİ SURELERİN OKUNMASI DAHA FAZİLETLİDİR?

Paylaş

Bir yorum yaz