Beyyine Suresi eksik mi?

Paylaş

Değerli kardeşimiz,

Bu hadis rivayeti için bk. Tirmizi, Menakıb, 33

Tirmizi bu hadisin sahih hasen olduğunu bildirmiştir.(a.g.y).

İbn Hacer de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. (Tuhfetu’l-Ahvezi,10/272)

Bu hadis rivayeti sahih olduğuna göre, önümüzde iki yol vardır:

Birincisi: Bu ayetler daha önce vardı, sonradan nesh edilip kaldırılmıştır. 

İkincisi: Şu andaki elimizdeki mevcut Mushaflarda bulunmayan  söz konusu iki husus aslında Kuran değildir. Hz. Peygamber (asm) tefsiri mahiyetindedir. Ancak, Ubey b. Kab onları ayet zannetmiştir. 

Nesh olma ihtimali kanaatimizce çok zayıftır. Çünkü ilgili ifadelerin nesh ile ilgili hüküm içermediğini düşünüyoruz. Örneğin;

Birinci fazlalık: “Allah katında asıl din- ne Yahudilik, ne Hristiyanlık ne de Mecusilik değil-, bilakis hanif olan İslam dinidir. Kim de bir hayır işlerse sevabından mahrum bırakılmaz.”

Bunun nesihle bir münasebeti görünmüyor.  Bu gerçek İslam’ın ilk geldiği günden beri seslendirilmiştir.

İkinci fazlalık: “Eğer insanoğlunun bir vadi dolusu malı olsa, ikincisini de arzu eder. Şayet ikinci (bir vadi dolusu malı olsa) üçüncüsünü de ister. Hülasa, insanoğlunun karnının ancak bir toprak doldurur. Allah dilediği kimseye tövbeyi nasip eder.”

Bunun da nesh edilecek bir tarafı yoktur. Çünkü bu, değişmeye uygun  ameli bir bilgiden ziyade, değişmez bir hakikatin ifadesi olan nazarî bir bilgidir. 

– Buna göre bu iki bilgi türünün ikisi de ayet değil, Efendimizin bir tefsiri, bir açıklaması mahiyetinde birer hadistir. 

Bu surede  yer alan “Halbuki onlara (ehl-i kitaba), Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.” (Beyyine, 5) mealindeki ayetin manası birinci fazlalık ile bire bir uyuşmaktadır. Demek ki onun bir tefsiridir.

İkin fazlalık: Zaten kutsi hadis olarak da rivayet edilmiştir. Bu da dünyalık meyilleri için bile bile küfrü inadi ile Hz. Muhammed (asm)’e iman etmeyen ehl-i kitabın bu suredeki açıklanan konumuna  tamamen uymaktadır. 

Bir mümin olarak bu surenin bir tefsiri mahiyetinde olabilecek açıklamaları bir hadis olarak kabul etmek, en güzel bir çıkış yolu olduğu gibi, bir ravi olan Ubey b. Kâb için de hiç bir kusur sayılmaz. 

Nitekim, bu konuda Efendimizin bazı ifadelerini ayet zannetmek önemli bir ihtimal dahilinde olduğu içindir ki, Hz. Peygamber (asm) İslamın ilk yıllarında bir süreliğine hadislerin yazılmasına izin vermemiştir. Hz. Aişe’nin Bakara suresinin 238. ayetinde  yer alan “salat-ı vusta” ifadesinin Efendimiz tarafından yapılan bir tefsiri olan “vel-asri” kelimesini ayet olarak zannetmesi bu zannın fazla bir kusur olmadığını göstermektedir. 

Hadisin tamamı şöyledir:

Hz. Aişe’nin kölesi Ebu Yunus anlatıyor: “Hz. Aişe kendisi için bir Mushaf yazmamı istedi. Ve: ‘Namazlara, hele salat-ı vustaya dikkat edin ve kalkıp huşû ile Allah’ın divanında durun’ (Bakara, 238) ayetine geldiğin zaman bana haber ver” dedi. Ben o ayete geldiğim zaman kendisine haber verdim. Bana ayeti: ‘Namazlara, hele salat-ı vustaya ve ikindi namazına (salati’l-asri) dikkat edin’ şeklinde (“salati’l-asri” ilavesiyle) yazdırdı” (Müslim, Mesacid, 207)

– Bu hadise dayanarak bazıları, “salati’l-asri” cümlesinin lafzı nesh edilmiş olduğunu söylemişlerdir. (bk. Müslim, Mesacid, 208)

– Ancak şunu söyleyebiliriz ki, burada yer alan “Salatu’l-Asr” ifadesi,  ayet değil, Hz. Peygamberin bir nevi tefsiridir ve “Salatu’l-Vusta”nın açıklamasıdır. Nitekim, Hz. Ali’den gelen rivayette Hz. Peygamber (asm)’in Hendek savaşında da “Bunlar/kâfirler bizi salat-ı vustadan, (yani) ikindi namazından alı koydular…” demiştir. (Müslim, Mesacid, 205, 206)

– İmam Nevevi de Hz. Aişe’nin “ikindi namazı” ilavesiyle yazdırdığı rivayette yer alan söz konusu “ve salati’l-asri” (ikindi namazı) cümlesinin ayet olamayacağını belirtmiştir. Zira Kuran tevatür yoluyla gelmiş, bu ise mütevatir değilidr. (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 5/131)

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Paylaş

Bir yorum yaz