Bizim bildiğimiz kadarıyla İslam’da Allah’ın dışında bütün sevmelerin acı verdiğine dair bir hüküm yoktur; çünkü Allah hesabına sevilen şeylerin sevgisi de Allah’ı sevmek anlamına gelir.

Mesela:
a. İnsanların anne-babalarına karşı gösterdiği samimi saygı ve sevgi de Allah hesabına olur; çünkü anne-babayı şefkat ile teçhiz eden ve onların merhametli elleriyle evlatları terbiye ettiren ilahî hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenab-ı Hakk’ın muhabbetine aittir. 

b. İnsanlar kendi evlatlarını, Rahim ve Kerim olan Allah’ın hediyeleri olduğu için büyük bir şefkat ve merhamet ile onları sevmeleri ve onları himaye etmeleri, yine Allah’ın dışında bir sevmek değil Hakk’a ait sevgiler listesindedir. 

c. Allah için peygamberler, evliayalar gibi bazı insanları dost ve ahbap edinmek, onlara içten saygı ve sevgi beslemek de netice itibariyle Allah’a aittir. Peygamberlere gösterilen saygı ve sevginin Allah’a ait sevgi ve saygıyı temsil ettiği açıktır. Diğer insanlara karşı gösterilen sevgi de -başka gayelerle değil- sadece sevdiği kimselerdeki iman ve salih amel cihetiyle ortaya çıkmış olduğu takdirde, bu gibi evliya ve sâlih kimseler Cenab-ı Hakk’ın dostları olduğu için “El-hubbu fillah” (Allah için sevmek)” kaidesi gereğince o sevgi, o muhabbet dahi, Hakk’a aittir.

d. Keza, eşlerin birbirlerini sayıp sevmeleri, sadece dünyada değil, ebedi âlemde de hayat arkadaşları olduklarını düşünüp, onları Allah’ın bir ikramı ve hediyesi olarak görüp sevmeleri de sonuçta Allah’a olan sevgi listelerinde yerini alacaktır. (Bu konuda geniş malumat için bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, s.638-640).

Mahlukatı Nasıl Sevmek Gerek?

Demek ki dünyayı ve ondaki mahlukatı mana-yı harfiyle sevmek gerekir. Mana-yı ismiyle sevmek yanlıştır. “Ne kadar güzel yapılmış.” demek gerekir. “Ne kadar güzeldir.” demek yanlıştır. Bir de kalbin bâtınına, başka muhabbetlerin girmesine meydan vermemek lazımdır.

“Çünki bâtın-ı kalb, âyine-i Samed’dir ve ona mahsustur. İşte bütün ta’dad ettiğimiz muhabbetler, eğer bu suretle olsa, hem elemsiz bir lezzet verir, hem bir cihette zevalsiz bir visaldir. Hem muhabbet-i İlahiyeyi ziyadeleştirir. Hem meşru bir muhabbettir. Hem ayn-ı lezzet bir şükürdür. Hem ayn-ı muhabbet bir fikirdir.” (bk. Sözler, s. 640-).

Allah’ın hatırını saymayan, onu hesaba katmayan her sevgi Allah’ın dışında, Allah’ı dışlayan bir sevgidir. Böyle bir sevgi ise, lezzetten çok elem ve acı verir, mutluluk yerine sıkıntı verir; çünkü, kalbin batını, Allah’ı sevmek için yaratılmış, kalbin süveydası Allah’a sevdalı olmak için var edilmiştir. Yani Allah için yaratılan bir cihazı ondan başkası için kullanmak emanete hıyanet, gayr-ı meşru bir tavır ve bir yolsuzluk olduğu için arzu edilen lezzet ve mutluluk yerine elem ve keder akıtan bir musluk hükmüne geçer. Baki-i hakiki olan Allah’ın sevgisini taşımak, O’nun aşkını yansıtmak, O’nun Cemal ve Celal’inin sevdalısı olmak için yaratılan ve bu yönüyle bir Samed aynası olan kalbin içindeki sevda mahallini fani, geçici, değersiz, kıymetsiz şeylere açmak; onu onlarla meşgul etmek, acı ve kederlere davetiye çıkarmak anlamına gelir.

Çünki “zeval-i lezzet, elem olduğu gibi; zeval-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşk-nameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. Her birinin, bütün divan-ı eş’arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.” (bk. Sözler, s. 215)

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Ayrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin.

Bazı Merak Edilen Sorular:

HZ. PEYGAMBER (ASM), RÜYADA GÖRÜLEBİLİR Mİ? GÖRÜLSE DE KÖTÜ BİR ŞEKİLDE GÖRÜLEBİLİR Mİ?

PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV) NEDEN SON PEYGAMBERDİR, HİKMETİ NEDİR?

ALLAH, İNSANLARI VE CİNLERİ KENDİNİ TANITMAK İSTEDİĞİ İÇİN Mİ YARATTI; YOKSA PEYGAMBER EFENDİMİZ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE Mİ YARATTI?

KÜÇÜK ERKEK ÇOCUĞUNA VEYA ERKEK BEBEKLERE ALTIN TAKMAK CAİZ MİDİR?

BİR HRİSTİYAN YA DA YAHUDİ, PEYGAMBERİMİZE İNANIP DA KENDİ DİNİNDE KALMAK, KENDİ DİNİNİN VECİBELERİNİ YERİNE GETİRMEK İSTERSE DURUMU NE OLUR?