Öncelikle, şurası iyi anlaşılmalıdır ki, bir şeyin varlığını bilmek ayrıdır, mahiyetini bilmek ayrıdır. Kâinatta bir çok şey vardır ki; akıl varlıklarını apaçık bildiği hâlde onların mahiyeti hakkında fikir sahibi olamamakta ve onları kavrayamamaktadır.

Mesela insan, bir fizik kanunu olan yerçekimini bildiği ve hatta o kanuna tabi olduğu hâlde, onun mahiyeti hakkında hiçbir fikir sahibi değildir. Annenin, evladına sarılmasıyla varlığını anladığımız şefkat hissinin, nasıl bir his olduğu konusunda yine hiç kimse bir fikir sahibi değildir. Ruh, elektrik, hayal gibi hususların varlığı nasıl apaçık bir hakikat ise onların mahiyetlerinin bilinmemesi de aynı derecede açık bir hakikattir.

Akıl ile anlaşılamayacak konuları anlamaya, izaha zorlanmaya çalışmak; demagojidir, cehalettir. Bu davranışıyla insan, doğru düşünce kulvarından sapar ve altından kalkamayacağı ve sonuçta kendisinin helâkine sebep olacak ağır bir yükün altına girer.

Eser ustasını idrak edip anlayamayacağı gibi, akıl da kendisini yaratanın mahiyetini anlamaktan acizdir; çünkü akıl, yaratılmış bir sanat eseridir ve sınırlıdır. Görmenin, işitmenin, kısaca beş duyunun sınırlı bir algılama sahası olduğu gibi, aklında belirli bir anlama sahası, sınırlı bir algılama gücü vardır. Cenab-ı Hakk’ın kudsî mahiyetini anlamak, idrak etmek, aklın idrak ve intikal sahasının dışındadır.

Kendi mahiyetini bilmekten aciz olan insanın bütün akılların, hayallerin, ruhların, hislerin, vicdanların, hafızaların ve meleklerin yaratıcısı olan Allah’ın kutsi mahiyetini anlamaya zorlanması, en büyük bir cehalet ve demagojidir.

Aklın, Allah’ın mahiyetini idraki, mantıksal olarak da çelişkiyi gerektirir; çünkü o hâlde sınırlı, sınırsızı; sonradan olanın başlangıcı olmayanı kapsaması gerekir. Bu ise imkânsızdır. Akıl, Allah’ı varlığı zorunlu, kudreti sınırsız, iradesi sonsuz, ilmi her şeyi kuşatan olarak bilmekle sorumludur. Zaten yaratılış amacı da budur. Şu hâlde Allah’ın kutsal mahiyeti, ne idrak edilebilir, ne hayal edilebilir, ne de hissedilebilir. Akılla anlaşılan ve duygularla algılanan her şey mahluktur. Allah’ın varlığı bu dünyada, ancak aklın nuruyla görülür, kalbin sezgisiyle sezilir.

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Ayrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin.

Bazı Merak Edilen Sorular:

ELFAZ-I KÜFÜR SÖYLEYEN KİŞİ KÂFİR OLUR MU? BİR KİMSENİN BAZI SÖZLERİNDEN DOLAYI ONA KÂFİR DEMEK,…

SÖZLERİNDE ALLAH’A İSYAN, ŞİRK OLAN MÜZİKLERİ DİNLEMEK İNSANI KAFİR YAPAR MI?

GAYRİ MÜSLİM, NE GİBİ KÖTÜLÜKLER YAPTIKTAN SONRA SAVAŞILMASI GEREKİLEN KAFİRLER HÜKMÜNE GİRER?

BÜYÜK GÜNAHLARI İŞLEYEN KİŞİ (LİVATA) KAFİR OLUR MU VE EBEDİ CEHENNEMDE Mİ KALIR?

KEŞKE KADERE İMAN İMANIN ŞARTLARINDAN OLMASAYDI DİYE DÜŞÜNEN KAFİR OLUR MU?